INTERGROUP DISCRIMINATION TOWARDS MIGRANTS AND REFUGEES IN LABOR MARKET HIRING DECISIONS
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Ticaret Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İŞLETME ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: EKİN NAKAY
Danışman: Nurgül Keleş Tayşir
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Örgütlerde rasyonel karar verme, çevredeki olumsuz sosyal, ekonomik ve siyasi iklim etkilerinden bağımsız, tarafsızlık veya normatif ilkelere bağımlı süreçler veya işletme çıkarımları olarak açıklanmaktadır (Burton vd., 2008). Araştırmamız, bugün Türkiye'de en tartışmalı dış grup olarak hedefte Suriyeli göçmenler olduğu için, kategorizasyonun çoklu boyutlarını, yani değerlendiricinin etnik kökeninin karşısında hedef grup üyesinin etnisite ve görev statüleri dikkate alınarak işe alma bağlamında ayrımcılık olgularını inceleyecektir. Araştırma, gerçek hayattaki değerlendirmelerde karşılıklı etkileşimi değerlendirmek üzere etnik köken ve algılanan entegre tehdidin yordamlama gücünü test etmeyi amaçlamıştır. Tezimizin hedef kitlesi, damgalanmış dış grup profilini aşırı yıpratıcı bir biçimde, yani düşmanlıkla temsil eden önemli bir dış grup olarak Suriyeli göçmenler ve göz ardı edilen, hoş görülen veya tolere edilen daha düşük etnik belirginlik sunan daha kabul gören dış grup özelliklerini temsil eden Özbek adaylardır. İki tarafın (değerlendirici ve başvuran aday) etnik kimliği modelimizin kritik belirleyicisidir. Dolayısıyla, Sosyal Özdeşleşme ve Kategorizasyon, Algılanmış Belirsizliğin Azaltılması, Sosyal Karşılaştırma ve Bütünleşik Tehdit teorileri aracılığıyla kavramsallaştırma, tezimizin yordamlama gücünü açıklamak için kullandığımız temel kavramlardır. Araştırma, 166'sı kadın ve 66'sı erkek olmak üzere 232 katılımcının yanıt verdiği çevrimiçi öz bildirim anketi şeklinde iki bölüm halinde gerçekleştirilmiştir. İlk bölümde, her bir pozisyon için bir yerli ve iki göçmenden oluşan farklı düzeydeki iş statüleri için başvuru sahiplerinin seçimi ele alınmıştır. İkinci bölümde, değerlendiricilerin etnik yönelimleri/yoğunlukları ve algıladıkları bütünleşik tehdit incelenmiş ve bu yapıların değerlendiricilerin seçim kararlarına ulaşmadaki tutumları üzerindeki öngörülebilirliği değerlendirilmiştir. Anketler, bu teorileri açıklamak için geliştirilen ölçeklerden türetilen maddeleri, etnik demografi ve görev statüsü ile birlikte, başta işe alma ve sıralama tercihleri olmak üzere örgütsel karar vermeyi yönlendiren etkenleri içermektedir. Araştırma bulguları göstermiştir ki; iç grup olarak Türkler açıkça Önyargı Kayırmacılığına uğramıştır ve bu eğilim temelde Etnik Biliş tarafından belirlenmiştir, burada Gerçekçi Tehdit sadece tamamlayıcı moderatör olarak hareket etmektedir. Bununla birlikte, Suriyeliler için Önyargı olarak şiddetli ayrımcılığı belirleyen Gerçekçi Tehdit olmuştur ve Özbeklere yönelik oldukça ılımlı ayrımcılık ölçeği, bu farklılaşmayı esas olarak puanlayıcılarla etnik yakınlığa borçludur, yine de Gerçekçi Tehdit tarafından etkilenmektedir, ancak etnik biliş tarafından önemli ölçüde desteklenmektedir. Etnik Biliş, vektörel regresyon değer artışına neden olacak şekilde paralel hareket etmelerine rağmen Gerçekçi Tehdit ile korelasyon göstermemiştir. Sembolik Tehdit, Gerçekçi Tehdit ile "multicollinearity" oluşturması, düşük faktör yüklemesi ve deneme testlerimizde istatistiksel önemsizlik sergilemesi nedeniyle analiz dışında bıraktığımız bir faktör olmuştur. Ayrımcılığın bulaşıcı bir müsibet olduğu, herhangi bir birey tarafından maruz kalındığında, yeniden üretilme ve bulaşıcı olarak çoğalma potansiyeli geliştirdiği kanıtlanmıştır. Ayrımcılık mağduru olsun veya olmasın, kadınların ayrımcılık davranışlarında daha vicdanlı olduğu öngörüsü araştırmamızda doğrulanmamıştır. Özellikle cinsiyet ayrımına uğramış kadınların korku güdüsünü daha kuvvetli devreye soktukları gözlemlenmiştir.