Habercilikte propaganda bağlamında Körfez savaşları
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, MEDYA VE İLETİŞİM SİSTEMLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2013
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: METE BAĞCI
Danışman: ŞAKI AYDIN OYA
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Propaganda kavramının tarihi aslında neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Bir kavram olarak ?propaganda?nın kullanıma girmesi kayıtlara göre 17. yüzyıla dek uzansa da, aslında insanların toplu halde yaşamaya başlamasından itibaren ?liderliğin? seçilmesi ve iktidarın elde tutulması ihtiyacı ilk çağlardan itibaren insanların propagandayla tanışmasına sebep vermiştir. Kitle iletişim araçlarının var olmadığı çağlarda bile geniş kitleleri etkilemeye yönelik propaganda faaliyetleri mevcuttur. Romalıların güçlü, kuvvetli, heybetli Romalı erkeği simgeleyen heykelleri, aslında Roma?nın gücünü zihinlere nakşetmeyi amaçlayan propagandaya yönelik sanat eserleriydi. Modern toplumlardaysa, aynı işlevi artık heykeltıraşlar değil, kitle iletişim araçları görmektedir. Gazete, dergi ve radyonun etkin propaganda faaliyetlerinde, yeni teknikler geliştirilerek kullanımının en ?başarılı? örnekleri ilk olarak 2. Dünya Savaşı sırasında olmuştur. Nazilerin iktidara yürüryüşlerinden, savaşın sürdüğü yılllara ve sonrasındaki 1989`a dek süren Soğuk Savaş günlerinde gelişen teknoloji sayesinde propaganda faaliyetleri yeni yönelim yöntem ve içeriklerle değişim göstererek günümüze dek uzanmıştır. Uydu teknolojisinin yaygınlaştığı 1990?lı yıllar savaş alanlarından anında canlı görüntü geçmeyi olanaklı kılınca savaş gazeteciliğinin tanımı ve çalışma yöntemleri de kökünden değişmiştir. 1. Körfez Savaşı, bir savaşın dünya üzerinde canlı yayınlanabileceğini gösterirken, 2. Körfez Savaşı yeni tür bir gazeteciliğin dünya litaratürüne girmesine yol açtı. ABD ordusuyla birlikte hareket eden ve askeri olanakları haber geçmek için kullanma hakkına sahip ama buna karşılık resmi sözleşmelerle gazeteciliğin evrensel ilkelerinden ödün vermeyi kabul ettiğini alenen beyan eden yeni savaş muhabirleriyle tanışmış durumdayız. Peki ?embedded? (iliştirilmiş) sözcüğüyle tanımlanan tarafsız, doğru, savaşın her iki tarafına da eşit mesafede durarak işini yaptığı iddasında bulunan bu yeni savaş muhabirleri, gazeteciliğin kurallarına ne kadar uymaktadır? Günümüz dünyası, hızlı ve anında iletişimi sağlayan kitle iletişim araçlarıyla; doğru ve gerçek bilgiye kolayca mı ulaşmaktadır, yoksa insanlık tarihinde yakın dönemlere dek hayal bile edilemeyecek yepyeni propaganda yöntemleriyle mi karşı karşıyayız? Gazeteciler neden artık savaşan ordular tarafından askeri hedef olarak görülmekte ve hedef konumuna getirilmektedir? Bu soruların cevabı aslında 1990`larla birlikte girdiğimiz yeni gazetecilik anlayışının doğal sonucu olabilir mi? Bu çalışma ile amaçlanan yukarıdaki sorulara cevap bulabilmektir. Anahtar Kelimeler: Körfez Savaşı, propaganda, habercilik, iliştirilmiş gazetecilik