Pozitif psikolojik sermaye ve örgüt iklimi arasındaki ilişki
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İŞLETME ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FEVZİ TORUN
Danışman: BAYRAKTAR OSMAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Pozitif psikolojik sermaye, bireyin duygularının olumlu yönde olmasını, ilerleyen süreçlerde başarılı olacağını düşünmesini, kendisini yeterli görmesini, sorunları çözebileceğini düşünmesini, hedeflere ulaşmak için çaba göstermesini ve fiziksel ve psikolojik açıdan iyi durumda olmasını ifade etmektedir. Öz yeterlilik, umut, dayanıklılık ve iyimserlik alt boyutları psikolojik sermayenin ana bileşenleridir. Bu özellikleri açısından değerlendirildiğinde pozitif psikolojik sermayenin bireyin hayatında başarılı olması, mutlu olması ve hedeflere ulaşma noktasında umutlu olmasını sağladığı sonucuna ulaşılabilir. Çalışma hayatı açısından bakıldığında ise söz konusu özelliklerin bireyin ve örgütün başarısı için son derece önemli olduğu ileri sürülebilir. Bu nedenle örgütlerde çalışanların pozitif psikolojik sermaye açısından iyi bir konumda bulunmaları istendik sonuçların elde edilmesini kolaylaştıracaktır. Bu çalışmanın amacı, pozitif psikolojik sermaye ve örgüt iklimi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Örgüt iklimi, örgütün genel özelliklerinin ve örgüt içerisindeki havanın çalışanlar tarafından nasıl algılandığını açıklayan bir kavramdır. Çalışmanın amacına ulaşmak için İstanbul'da faaliyet gösteren 4 kamu kurumunda çalışan 198 kişiye araştırmanın amacına uygun olarak hazırlanmış anket formu uygulanmıştır. Çalışma sonucunda psikolojik sermaye ölçek puanları ile örgüt iklimi alt boyutu insan ilişkileri ve çalışan performansı arasında düşük seviyede, istatiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Psikolojik sermaye öz etkinlik ve umut alt boyutları ile örgüt iklimi arasında ilişkiye rastlanmamıştır. Psikolojik sermaye iyimserlik alt boyutu ile örgüt iklimi ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkinin olduğu görülmüştür.