Uluslararası ticarette risk ve rekabet yönetimi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Ticaret Üniversitesi, Dış Ticaret Enstitüsü, ULUSLARARASI TİCARET ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ENES YALÇINKAYA
Danışman: Gencay Karakaya
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Günümüzde Küreselleşme sürecinin hız kazanmasıyla birlikte işletmelerin faaliyet alanları, rekabet biçimleri, organizasyon yapıları ve yönetim biçimleri değişmeye başlamıştır. Artık yerel bir ülkede veya çok sınırlı bir uluslararası ortamda yürütülen faaliyetlerin etkisiyle mücadele etmek yerine, küresel pazarda küresel rakiplerle mücadele etmek daha iyidir. Risk yönetimi, ülke yöneticileri için hassas ve önemli bir konudur. Riskle yakından ilişkili bir terim de belirsizliktir. Bu durum etkisi ile istenmeyen sonuçlara yol açabilecek çoklu olasılıklar arasında kesinliğin bulunmamasıdır. Risk yönetimi, her ne kadar ülkedeki üst ve orta yönetim ekibini yakından ilgilendiren bir konu olarak görülse de ülkedeki tüm paydaşları yakından ilgilendiren bir konudur. Ayrıca risk yönetimi, sadece ülkedeki bir sektörü ilgilendiren bir konu değil, küresel ölçekte tüm sektörleri ilgilendiren ve önleyici araçların üretilmesini ve geniş ölçekte sürekli gelişmenin ilerlemesini zorunlu kılan geniş bir konudur. Bu çalışmada uluslararası ticarette risk ve rekabet yönetimi bu konuda durum analizi yapılmış ve Türkiye'nin bu konudaki pozisyonu belirlenmiştir. Durum analizi, genel olarak, ele alınan konunun herhangi bir konu içerisinde nerede durduğunun detaylı bir analizidir. Durum analizi bağlamında kullanılan başlıca yöntemler SWOT ve PESTEL analizidir. Türkiye'nin dış ticaretinde ve teknolojik dönüşümünde rol oynayan yabancı sermaye yatırımlarının azaltılmasının baskın rol oynadığı sonucuna varılmıştır. 2000'li yıllardan sonra özelleştirme politikalarının uygulanmasıyla birlikte yabancı sermaye akımları artmıştır. Covid-19 pandemisinin küresel tedarik zincirlerinde karşılaştığı sorunlar, coğrafi yakınlığın üretim ve ticaretin yanı sıra ulaşım faaliyetlerinde de ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Bu deneyimlerin ışığında, özellikle Asya'daki uluslararası yatırımlar yavaşlamaya başladı. Türkiye gibi coğrafi olarak birçok bölgeye yakın olan ülkelerin uluslararası yatırım açısından yeniden değerlendirildiği görülmektedir. Türkiye'nin orta ve uzun vadeli planlamasında temel makroekonomik göstergelerde yapısal istikrarın sağlanması gerekmektedir.