DEPREM BÖLGESİ KONUTLARININ HASAR ALMA SEBEPLERİ VE DEPREM ETKİLERİNİN AZALTILMASI İÇİN ÖNERİLER
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Ticaret Üniversitesi, Mimarlık Ve Tasarım Fakültesi, İç Mimarlık Ve Çevre Tasarımı Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Turhan Miraç Selçuk
Danışman: Makbule Tuba Bostancı Baskan
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Sismik aktiviteler, dünya genelinde yapı stokunu ciddi şekilde tehdit etmektedir. 6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş'ta gerçekleşen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler, Türkiye'de geniş bir alanda büyük insani ve ekonomik kayıplara yol açmıştır. Yapılan saha incelemeleri, depremden etkilenen bölgelerde yapısal hasarların benzerlik gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu felaket, deprem mühendisliği alanında daha fazla araştırma yapılması ve yapı güvenliği standartlarının revize edilmesi gerekliliğini vurgulamaktadır. Çalışmada, Malatya'da hasar gören binalar incelenerek, hasar türleri ve nedenleri analiz edilmiştir. Malatya'da meydana gelen depremde, hasar dağılımının jeolojik ve jeoteknik faktörlerden önemli ölçüde etkilendiği belirlenmiştir. Özellikle zemin büyütmesi etkisi, alüvyal birimlerin yaygın olduğu bölgelerde (Bostanbaşı, Fahri Kayhan, Yüzakı, Battalgazi Eski Malatya, Orduzu, Fuzuli) gözlenen hasarların şiddetini artırmıştır. Merkez ilçelerde yaşlı yapı stoğu, kuzeyde ise düşük katlı betonarme yapılar ağırlıklı olmak üzere, depremde önemli yıkımlara neden olmuştur. Yeşilyurt ilçesindeki hasar dağılımı, Beylerderesi formasyonu olarak adlandırılan alüvyal birimlerin yüzeyleştiği bölgelerde yoğunlaşmıştır. Aksine, Yıldıztepe'nin batısında, farklı ayrışma dereceli kayaç birimlerinin bulunduğu Çamurlu bölgesinde hasarlar daha az görülmüştür. İlçeler arasında hasar yoğunluğu, yerel zemin koşulları ve yapısal özelliklere bağlı olarak farklılık göstermiştir. Yapısal hasarların önemli nedenleri arasında imalat hataları, zemin ve kat seviyelerindeki yumuşak kat oluşumları, yetersiz dilatasyon derzleri, beton kalitesi sorunları ve donatı eksiklikleri sayılabilir. Genel olarak, yapıların önemli bir kısmı yerel zemin koşulları nedeniyle zemin büyütmesi etkisi altında kalmıştır. Ancak, ince taneli zemin profilinin yüksek ivmeli deprem yüklerine ve yeraltı su seviyesine rağmen sıvılaşma görülmemesi dikkat çekici bir bulgudur.