Üç Maymun


Creative Commons License

Narter Ç.

Faili Meçhul Tasarım, Doç. Dr. Çınar Narter,Pınar Öztürk Demirtaş, Editör, Akademi Titiz Yayınları, İstanbul, ss.124-130, 2026

  • Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Mesleki Kitap
  • Basım Tarihi: 2026
  • Yayınevi: Akademi Titiz Yayınları
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Sayfa Sayıları: ss.124-130
  • Editörler: Doç. Dr. Çınar Narter,Pınar Öztürk Demirtaş, Editör
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • İstanbul Ticaret Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Üniversiteye yeni başlayan endüstriyel tasarım öğrencileri, çoğu zaman büyük bir heyecan, merak ve belirsizlik karışımı duygularla tasarım stüdyosunun kapısından içeri adım atarlar. Henüz tasarımın ne olduğu, nasıl yapıldığı ya da “tasarımcı” denilen kimliğin neyi temsil ettiği konusunda net bir fikirleri yoktur. Lise eğitiminin çoğunlukla ezberci, sonuç odaklı, doğrusal düşünme biçimlerine alışkın bireyler olarak, kendilerini bir anda belirsizlik, sorgulama, deneme ve hata yapma üzerine kurulu bir disiplinin içinde bulur-lar. “Tasarım” sözcüğü kulağa estetik, yaratıcı ve ilgi çekici gelse de, pratikte bu sürecin ne kadar karmaşık, sabır gerektiren ve aynı zamanda derin bir düşünsel alt yapıya dayandığını kısa sürede deneyimlemeye başlarlar.  Tasarım eğitimi, özellikle de endüstriyel tasarım lisansının ilk yılı, öğrencinin sadece yeni bir alanı öğrenmesi değil, aynı zamanda düşünme biçimini yeni-den inşa etmesi anlamına gelir. Bu yeniden yapılanma süreci, çoğu öğrenci için sancılıdır. Çünkü tasarımda “doğru” yoktur; doğruların yerine olasılıklar, yöntemlerin yerine süreçler vardır. Öğrenciler, başta bu süreçte sürekli bir yönsüzlük hissi yaşarlar. Ne yapmaları gerektiğini, nasıl başlamaları gerektiğini, bir formun, bir fikrin ya da bir eskizin ne zaman “yeterli” olacağını bilemezler. Bu belirsizlik hali, beraberinde hataları, yanlış anlamaları ve doğal olarak hayal kırıklıklarını getirir. Ancak tam da bu noktada tasarım eğitiminin en değerli deneyimleri başlar: hatalar, öğrenmenin asli aracına dönüşür.  Yeni başlayan öğrencilerin yaşadığı temel zorluklardan biri, tasarımın dilini anlamaktır. Tasarım bir dildir; form, oran, doku, işlev, ritim, denge gibi kav-ramlarla konuşur. Ancak bu dil, gündelik konuşma dilinden tamamen farklıdır. Tasarım terminolojisine aşina olmayan öğrenciler için “form” kelimesi sadece bir biçim, “yapı” sadece bir iskelet, “doku” sadece bir yüzey özelliği gibi görünür. Oysa bu kelimeler, tasarımın özünü anlatan çok katmanlı an-lamlar taşır. Bu yüzden ilk dönemlerde öğrenciler çoğu zaman öğretim elemanının söylediği kavramları “duyar” ama tam anlamıyla “anlamazlar.” Stüdyo ortamında yapılan eleştirilerde “formun dengesi bozulmuş” ya da “yüzey ilişkileri zayıf” dendiğinde, bu cümleler onlara sanki başka bir dilde söylenmiş gibidir. Tasarımın dili, deneyimle ve gözle kazanılan bir dildir; sadece kelimeleri bilmek değil, o kelimelerin işaret ettiği görsel, mekânsal ve işlevsel ilişkileri sezmek gerekir. Stüdyo ortamında yapılan eleştirilerde “formun dengesi bozulmuş” ya da “yüzey ilişkileri zayıf” dendiğinde, bu cümleler onlara sanki başka bir dilde söylenmiş gibidir. Tasarımın dili, deneyimle ve gözle kazanılan bir dildir; sadece kelimeleri bilmek değil, o kelimelerin işaret ettiği görsel, mekânsal ve işlevsel ilişkileri sezmek gerekir.

Newly enrolled industrial design students often step through the doors of a design studio with a mixture of excitement, curiosity, and uncertainty. They don't yet have a clear understanding of what design is, how it's done, or what the identity of a "designer" represents. Having been accustomed to the rote learning, results-oriented, and linear ways of thinking in high school, they suddenly find themselves in a discipline built on uncertainty, questioning, trial and error. While the word "design" sounds aesthetic, creative, and intriguing, they quickly begin to experience how complex, demanding, and intellectually demanding this process is in practice. Design education, especially the first year of an industrial design undergraduate program, means not only learning a new field but also rebuilding one's way of thinking. This rebuilding process is painful for most students because there is no "right" answer in design; possibilities replace truths, and processes replace methods. Initially, students experience a constant feeling of disorientation during this process. They don't know what to do, how to start, or when a form, an idea, or a sketch will be "enough." This state of uncertainty leads to mistakes, misunderstandings, and naturally, disappointment. But it is precisely at this point that the most valuable experiences of design education begin: mistakes become the primary tool of learning. One of the fundamental challenges faced by beginner students is understanding the language of design. Design is a language; it speaks through concepts such as form, proportion, texture, function, rhythm, and balance. However, this language is completely different from everyday spoken language. For students unfamiliar with design terminology, the word "form" seems like just a shape, "structure" just a skeleton, and "texture" just a surface feature. Yet these words carry multi-layered meanings that describe the essence of design. Therefore, in the early stages, students often "hear" the concepts stated by the instructor but don't fully "understand" them. When critiques in a studio setting are given, such as "the balance of the form is disrupted" or "the surface relationships are weak," these sentences sound as if they are being spoken in another language. The language of design is one acquired through experience and observation; it requires not only knowing the words but also sensing the visual, spatial, and functional relationships that those words signify. When criticisms in a studio setting are made, such as "the form is unbalanced" or "the surface relationships are weak," it's as if these sentences are spoken to them in another language. The language of design is one acquired through experience and observation; it requires not only knowing the words but also sensing the visual, spatial, and functional relationships that those words signify.