ICOMS 5. ULUSLARARASI İLETİŞİM BİLİMLERİ SEMPOZYUMU (2025) BİLDİRİ, Sakarya, Türkiye, 30 - 31 Ekim 2025, ss.329-352, (Tam Metin Bildiri)
Bu çalışma, 7 Aralık 2024’te Baas Partisi yönetiminin sona ermesinin ardından Suriye’deşekillenen yeni siyasi dengeleri, bölgesel aktörlerin bu sürece olan yaklaşımlarını ve Türk medyasının rolünü betimsel olarak analiz etmektedir. Türkiye’nin Suriye’de tüm kesimlerin dahil olduğu bir ulusal devlet tesis etme çabaları, bu hedefin ABD, İsrail ve SDG (Suriye Demokratik Güçleri)- YPG (Halk Savunma Birlikleri) gibi aktörlerin politikaları ile çatıştığını göstermektedir. Çalışmada, Türkiye’nin Suriye politikası, ABD, İsrail ve SDG/YPG gibi aktörlerin politikalarıyla çatışan yönleri; yeni Şam yönetiminin üniter bir sistem kurma çabası, bu süreçte kullanılan söylemler ve medyanın konuya yaklaşımı üzerinde durulmaktadır. Bu analiz, 15 Aralık 2024 ile 15 Ekim 2025 arasındaki 10 aylık döneme ait, önemli aktörlerin yaptığı ve çalışmada yer alan açıklamaların söylem çözümlemesine dayanmaktadır. Bulgular, Türkiye’nin Suriye’de tüm kesimleri kapsayan güçlü bir ulusal devlet kurulması yönündeki tezinin Suriye geçiş hükümeti başkanı Ahmet Şara yönetiminin yaklaşımıyla örtüştüğünü; buna karşın ABD ile SDG/YPG’nin bakış açılarının bu hedefle önemli ölçüde farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca medyanın konuya farklı ideolojik perspektiflerden yaklaştığı, SDG’nin Şara yönetimine yönelik ötekileştirici ve ayrıştırıcı bir dil kullandığını göstermiştir. İktidar yanlısı ana akım medya, SDG’yi “ikinci İsrail” ve ABD aparatı olarak nitelerken, Kürt siyasetine yakın medya ise SDG/YPG’yi Abdullah Öcalan’ın felsefesinden ilham alan meşru savunma güçleri olaraktanımlamakta ve demokratik özerkliği savunmaktadır. Bu bulgular, Türkiye’nin ulusal devlet savunusunun bölgesel barış üzerindeki potansiyel etkilerini anlamak için önemli bir çerçeve sunmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Türk dış politikası, Suriye krizi, Ahmet Şara, ypg, sdg