Türkiye'de gerçekleşen kurumsal sosyal sorumluluk projelerinde tasarımcı rolünün anlaşılması üzerine vaka araştırması


Creative Commons License

Şahin C.

Diğer, ss.1-447, 2025

  • Yayın Türü: Diğer Yayınlar / Diğer
  • Basım Tarihi: 2025
  • Sayfa Sayıları: ss.1-447
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • İstanbul Ticaret Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Bu tez, Türkiye'de kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) projeleri yürüten ve ürün, sistem, servis ya da deneyim odaklı hizmet sunan kurumlarda "tasarımcı" kavramının neyi ifade ettiğini araştırmak amacıyla yürütülmüştür. Tezin genel amacı, KSS projeleri bağlamında tasarımcı rolünün kurumlar tarafından nasıl çerçevelendiğini, kurum içi aktörlerce nasıl benimsendiğini ve bu rolün proje ilerleyişi içinde hangi işlevler aracılığıyla görünür hale geldiğini ortaya koymaktır. Çalışma, tasarımcı rolünün pratikte kimler tarafından, hangi süreçler üzerinden ve ne tür ilişki ağları içinde üstlenildiğini incelemektedir. Buna ek olarak, tasarımcı kavramının pratikte nasıl ortaya çıktığı ve bilişsel düzeyde nasıl algılandığı da araştırmanın önemli bir katmanını oluşturmaktadır. Tasarımcı kavramının literatürdeki durumu incelendiğinde, kavramın oldukça geniş bir kapsama sahip olduğu görülmektedir. Özellikle disiplinler arası konumu dikkat çekmektedir. Pratik yaklaşımlardan ziyade, bilişsel modellerde tasarımcı; düşünen, planlayan, strateji geliştiren, sezgisel ya da analitik, bireysel ya da kolektif kararlar verebilen bir çıktı sağlayıcısı olarak tanımlanmaktadır. Bununla birlikte, tasarımcının ortaya koyduğu çıktılar dikkate alındığında, etik ve ahlaki değerlere sahip olması, sürdürülebilir bir dünyaya katkı sunmayı gözetmesi ve sorumluluk bilinciyle hareket etmesi, son yıllarda öne çıkan tasarımcı nitelikleri arasında yer almaktadır. Bu çalışma, tasarımcı kavramının sosyal bir bağlam içinde nasıl anlam kazandığını incelemek amacıyla Türkiye'deki KSS projelerini araştırma alanı olarak seçmektedir. KSS projeleri, toplumsal etki üretme hedefinin doğrudan proje gerekçesi haline gelmesi ve bu etkinin proje süreci boyunca sürekli olarak yeniden ele alınması nedeniyle, tasarımcının karar alma süreçlerinde toplumsal sonuçları gözetmesini zorunlu kılan bir yapı sunmaktadır. Bu bağlamda tasarımcı, problem tanımının oluşumuna katkı veren, farklı aktörlerin beklentileri arasında konumlanan ve sürecin yönünü etkileyen bir rol üstlenme biçimiyle görünür hale gelmektedir. KSS projelerinde bu rolün kimler tarafından, hangi koşullarda ve ne ölçüde üstlenildiği ise çoğu zaman açık biçimde tanımlı değildir. Bu belirsizlik, tasarımcı rolünün sosyal ilişkiler ve kurumsal pratikler içinde yeniden kurulan bir eylem alanı olarak ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Bu nedenle KSS bağlamı, tasarımcı rolünün sosyal bir zeminde nasıl şekillendiğini ve bu şekillenmenin kurumsal yapılarda nasıl karşılık bulduğunu incelemek için elverişli bir araştırma ortamı sunmaktadır. Araştırma, nitel bir çerçevede yapılandırılmış; çalışma, birden fazla vakanın birlikte ele alındığı karşılaştırmalı bir vaka çalışması olarak kurgulanmıştır. İncelenen kurumların kurumsal yapıları, veri erişimine ilişkin sınırlılıklar, KSS projelerinde üstlenilen rollerin çoğu zaman resmi olarak tanımlanmamış olması ve bu rollerin kamuya açık biçimde paylaşılmaması, araştırma sürecine özgü yöntemsel kısıtlar oluşturmuş ve bu doğrultuda bir metodoloji geliştirilmesini gerektirmiştir. Kurumsal yapılanmalar incelendiğinde, Türkiye'de ele alınan örneklem içerisinde KSS projelerinde rol dağılımlarının çoğunlukla merkezi bir konumda yer alan ve karar süreçlerini yöneten kişiler aracılığıyla belirlendiği görülmüştür. Bu nedenle tasarımcı rolüne ilişkin bilgiye ulaşabilmek için, KSS projelerinde en üst düzeyde söz sahibi olan yöneticilerin temel veri kaynağı olarak ele alınması uygun bulunmuştur. Bu doğrultuda gerçekleştirilen ilk pilot çalışma, tasarımcı rolüne ilişkin bilgilerin çoğu zaman doğrudan tanımlardan değil, bireylerin projeye dair kişisel deneyimleri ve sürece katılım biçimleri üzerinden aktarıldığını ortaya koymuştur. Tasarım kökenli olmayan aktörlerden tasarımcı rolüne ilişkin bilgi talep 2 edilmesinin, öznel deneyimlere dayalı anlatılar üzerinden mümkün olduğu anlaşılmıştır. Bu bulgu, araştırmanın fenomenolojik bir yaklaşımla derinleştirilmesi gerekliliğini ortaya koymuş; bu doğrultuda, vaka çalışması ile fenomenolojik yaklaşımı birlikte ele alan, araştırma bağlamına özgü özgün bir metodolojik yapı geliştirilmiştir. Ayrıca ilk pilot çalışma, KSS projelerinin kurumlar arasında ortak bir kapsamdan ziyade, kurumsal yapı ve stratejiler doğrultusunda farklılaşan çerçeveler içinde ele alındığını göstermiştir. Bu nedenle çalışmanın, benzer kurumsal değerler ve yönetim anlayışı altında şekillenen KSS pratiklerini karşılaştırmalı olarak inceleyebilmesi amacıyla, vakaların belirli bir holding çatısı altındaki kurumlardan seçilmesine karar verilmiştir. Fenomenolojik yaklaşım gereği, incelenen olgunun derinlemesine anlaşılabilmesi için KSS alanında uzun süreli deneyime sahip, bu alana yoğun biçimde emek vermiş ve süreci sahiplenen katılımcılara odaklanılması gerekli görülmüştür. Bu doğrultuda vaka seçimi, yalnızca KSS uygulamalarının varlığına göre değil; bu uygulamaların kurumsal bağlam içinde süreklilik kazanmış, içselleştirilmiş ve belirleyici deneyimler üretmiş olmasına göre gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda Koç Holding kurumları KSS alanında elde ettiği başarılar doğrultusunda araştırma örneklemi olarak belirlenmiştir. Literatür taramasında Dünya Tasarım Organizasyonu (World Design Organization – WDO) tarafından yapılan tasarım tanımı temel alınarak, olağan üretim pratiklerinde ürün, servis, sistem ya da deneyim tasarımı gerçekleştiren kurumların araştırma kapsamına dahil edilmesi planlanmıştır. Bu çerçevede Koç Holding'e bağlı Arçelik/Beko, Aygaz, Ford, Grundig, Opet, Tofaş ve Yapı Kredi kurumları örneklem alanı olarak belirlenmiştir. Kurumlarla iletişime geçilerek, KSS projelerinde mümkün olan en üst kademede görev alan yöneticilerle araştırmayı gerçekleştirme talebi iletilmiştir. Belirlenen kurumlardan beşinden olumlu geri dönüş alınmıştır. Üç kurumda en üst düzey yöneticiyle doğrudan görüşme gerçekleştirilmiştir. Diğer iki kurumda ise, en üst düzey yöneticinin bir kurumda kurumun Türkiye direktörü ve diğer kurumda da kurumun genel müdürü olmaları nedeniyle, KSS projelerinde doğrudan yönetsel sorumluluk üstlenen diğer yetkilileriyle görüşmeler yapılmıştır. KSS projeleri ayrı vakalar olarak değerlendirilmiş; bu vakalara ilişkin veriler triangülasyon kapsamında genişletilmiştir. Bu doğrultuda görüşme verilerine ek olarak sertifikalar, raporlar, somut proje çıktıları ve kurumlara ait web sitesi verileri de vaka verileri olarak analiz sürecine dahil edilmiştir. Elde edilen bulgular, tematik analiz ve çapraz vaka analizi yöntemleriyle analiz edilmiştir. Tematik analiz iki aşamada gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada, bütüncül bir yaklaşımla tasarımcı kavramının farklı boyutlarının anlaşılması amaçlanmıştır. İkinci aşamada gerçekleştirilen tematik analiz iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde tasarımcı kavramının algısal olarak nasıl kavrandığı, ikinci bölümde ise tasarımcı kavramının proje pratikleri içinde nasıl görünür hale geldiği incelenmiştir. Bu bağlamda, algısal düzeyde kavranan tasarımcı rolünün KSS projelerinin pratikleri içinde nasıl karşılık bulduğuna ilişkin bir karşılaştırma yapılabilmiştir. Ardından vaka analizi gerçekleştirilmiştir. İlk olarak tüm vakalar kendi içlerinde analiz edilmiş; elde edilen bulgular, kurumsal düzlemde bir aktörün izlenebilmesi için ek bir teorik çerçeveye ihtiyaç duyulduğunu göstermiştir. Bu doğrultuda Aktör Ağı Teorisi (ANT), çapraz vaka analizine entegre edilerek tasarımcı aktörlerin canlı, cansız, yapay ve kavramsal olma potansiyelleri birlikte ele alınmış; vakalar son aşamada karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Bu tez, tasarım ve KSS literatürlerine, KSS projeleri bağlamında "tasarımcı" kavramını kurumsal yapılarda ve proje ağlarında dağılan bir işlev ve üstlenme biçimi olarak ele alarak, tasarımcı rolüne ilişkin kurumsal düzlem merkezli bir katkı sunmaktadır. Kuramsal olarak çalışma, tasarımcıyı insan ve insan olmayan aktörlerin birlikte şekillendirdiği heterojen ağlar içinde konumlandırarak, tasarımcı rolünün aktör-ağı yaklaşımı çerçevesinde yeniden kavramsallaştırılabileceğini göstermektedir. Bu 3 bağlamda tasarımcı; problem çerçevesi kurma, anlam üretme, ilişki ağlarını örgütleme ve sosyal etkiyi yönlendirme gibi işlevler üzerinden tanımlanan, bağlamsal ve değişken bir kapasite olarak açıklanmıştır. Çalışmanın bulguları, algısal düzeyde idealize edilen tasarımcı imgesi ile Türkiye'deki KSS pratiklerinde karşılaşılan rol dağılımları arasındaki tutarlılık durumunun, tasarımcı kavramının kurumsal bağlamda yeterince kurumsallaşmamış olmasından ve durumun kurumların üretim odaklarına bağlı farklı tasarımcı yaklaşımlarından kaynaklandığını ortaya koymaktadır. Pratik düzeyde ise tez, Türkiye'deki KSS projelerinde tasarımcı katkısının iletişim birimleri, proje yöneticileri, dış paydaşlar ve insan olmayan düzenleyici öğeler aracılığıyla sağlandığını göstererek, profesyonel tasarımcı istihdamıyla beraber geliştirilebilir pozisyonunu açıklamaktadır. Bunun gerçekleştirilmesi için kurumların KSS pratiklerine ve tasarım kapasitelerine uygun bir yöntem çerçevesi sunmaktadır. Ürün ve deneyim odaklı kurumlarda uzun vadeli deneyim kurgularının; servis ve sistem odaklı kurumlarda ise kanal planlaması ve analitik yapılandırmaların öne çıkması, tasarımcı rolünün kurumun üretim odağına göre farklılaşan işlevlerle ortaya çıktığını göstermektedir. Bu bulgular doğrultusunda tez, Türkiye'deki KSS projelerinde tasarımcı rolünün erken karar aşamalarına yakın konumlandırılmasının, tasarımın sosyal etki üretme kapasitesini güçlendirebileceğine işaret etmekte; kurumlar için üretim odaklarına duyarlı, bağlamsal bir tasarımcı görevlendirme yaklaşımı önermektedir. Yöntemsel açıdan ise çalışma, fenomenolojik yaklaşım ile çoklu vaka çalışmasını ANT kuramı ile bütünleştirerek, kurumsal sosyal sorumluluk projelerinde tasarımcı rolünün izlenmesine yönelik özgün bir model sunmakta ve tasarım araştırmalarında sosyal fayda odaklı kurumsal pratiklerin incelenmesine yönelik yeni bir yöntemsel zemin önermektedir.