Tüketici Davranışları-VII, Doç. Dr. Davut Karaman, Editör, Eğitim Kitabevi, Ankara, ss.367-394, 2025
Artan iklim
değişikliği ve gelecek nesillerin sürdürülebilirliğini sağlama ihtiyacı,
çevresel kaygıların yanı sıra ekonomik ve toplumsal dönüşüm ihtiyacını da
beraberinde getirmiştir. Bu nedenle döngüsel ekonomi ve döngüsel tüketim, son
yıllarda hem akademik araştırmaların hem de politika yapıcıların dikkatini
çeken önemli temalar haline gelmiştir (Gomes ve Lopes, 2023). Döngüsel ekonomi,
yalnızca çevresel sürdürülebilirliği desteklemekle kalmamakta, ekonomik büyüme
potansiyeli yaratmakta ve döngüsel tüketimi teşvik ederek toplumsal değişimi
gerekli kılmaktadır.
Döngüsel ekonomiye ve döngüsel tüketime olan ilginin artmasına rağmen, istatistikler hala gidilecek uzun bir yol olduğunu göstermektedir (Gomes ve Lopes, 2023). Nitekim Ellen MacArthur Vakfı (2021), döngüsel ekonomi uygulamalarının küresel sera gazı emisyonlarını 2050 yılına kadar %39 oranında azaltabileceğini, aynı zamanda 2030 yılına kadar 4,5 trilyon dolarlık ekonomik çıktı artışı ve 18 milyon yeni istihdam yaratabileceğini öngörmektedir. Benzer şekilde Stahel (2016), döngüsel ekonomiye geçişin ülkelerin sera gazı emisyonlarını %70’e kadar azaltabileceğini ifade ederken, Schulze (2016) ise döngüsel ekonomi ilkelerinin benimsenmesi halinde 2,2 trilyon dolara kadar ekonomik fayda elde edilebileceğini vurgulamaktadır. Ancak mevcut eğilimler devam ederse, 2050 yılına kadar dünya okyanuslarının ağırlıkça balıktan daha fazla plastik içereceği tahmin edilmektedir (Ellen MacArthur Foundation, 2021). Bu durum, döngüsel ekonomiye geçişin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal refah açısından da kritik bir gereklilik olduğunu göstermektedir.
Döngüsel tüketim,
ürünlerin tamir, bakım, yeniden kullanım ve alternatif amaçlarla
değerlendirilmesi yoluyla atıkları en aza indirmeyi amaçlamakta; bu sayede hem
çevresel etkilerin azaltılmasına hem de bireyler için ekonomik fayda
yaratılmasına katkı sağlamaktadır (Ottelin, Cetinay ve Behrens, 2020). Aynı
zamanda, Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında yer
alan 12. Hedef olan “sorumlu üretim ve tüketim” amacına doğrudan katkıda
bulunmaktadır (Rodriguez-Anton vd., 2019; Schroeder, Anggraeni ve Weber, 2019).
Döngüsel ekonomi
stratejileri doğrultusunda geliştirilen döngüsel iş modelleri, ürünlerin
kullanım sonrasında atılmasını önleyerek doğrusal iş modellerine alternatif
oluşturmaktadır. Bu iş modelleri, kaynak döngülerini yavaşlatarak ürünlerin hem
ekonomik hem de çevresel değerini artırmayı hedeflemektedir (Mugge, Jockin ve Bocken, 2017). Bununla birlikte, döngüsel
dönüşümün yalnızca şirketler üzerinden değil, aynı zamanda tüketicilerin günlük
kararları üzerinden de gerçekleştiği açıktır. Tüketiciler döngüsel iş
modellerinin gelişim sürecini yönlendirmekte ve verdikleri kararlarla
gezegenimiz ve geleceğimiz için değişimin ilham kaynağı olmaktadırlar.
Meis-Harris ve arkadaşları (2021), döngüsel ekonominin başarısının büyük ölçüde
tüketicilerin bilinçli tüketim davranışlarına bağlı olduğunu vurgulamaktadır.
Nitekim tüketiciler, uzun ömürlü veya geri dönüşüm için tasarlanmış ürünler
satın alarak, tamir ve bakım hizmetlerini kullanarak, yenilenebilir enerji
tercih ederek veya tek kullanımlık ürünlerden kaçınarak döngüsel iş
modellerinin gelişimine yön vermektedir. Bu açıdan bakıldığında tüketiciler,
döngüsel ekonomideki dönüşümün en kritik temsilcileri olarak görülebilir.
Öte yandan,
literatürde döngüsel tüketim üzerine yapılan çalışmaların sınırlı olduğu dikkat
çekmektedir. Kirchherr, Reike ve Hekkert (2017) döngüsel ekonomi literatürünün
yalnızca %20’sinin döngüsel tüketime odaklandığını ortaya koymuştur. Bu durum,
konunun hem akademik literatürde hem de politika yapım süreçlerinde daha fazla
incelenmesi gerektiğini göstermektedir. Ayrıca, Dünya Kaynakları Forumu’nun
(2023) raporuna göre birçok yüksek gelirli ülke döngüsel üretim ve tüketimi
teşvik edecek politikalar geliştirmeye başlamış (World Resources Forum, 2023)
olsa da karar verme süreçlerinde tüketicilerin rolünü daha etkin kılacak
sistemsel değişikliklere ihtiyaç duyulmaktadır.
Özetle, döngüsel
ekonomi ve döngüsel tüketim, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmada
kritik öneme sahip kavramlar olarak öne çıkmaktadır. Döngüsel ekonominin
başarıya ulaşmasında hem üretim hem de tüketim süreçlerinde köklü dönüşümler
gerekmekte ve döngüsel davranışlarının daha ayrıntılı anlaşılması, döngüsel
ekonomiye geçişin başarısı açısından belirleyici olacaktır. Bu çalışmada bu
süreç tüketim açısından değerlendirilmiştir. Bu amaçla ele alınan çalışmanın
devamında döngüsel tüketim kavramı, tüketicinin döngüsel ekonomideki rolü,
döngüsel ekonomide tüketim, tüketim emeği kavramı, döngüsel tüketimin teorik
yapısı ve döngüsel iş modellerinde tüketici davranışı başlıklarına yer
verilmiştir.