Ontolojik güvenlik teorisi çerçevesinde Türkiye'nin II. Dünya Savaşı politikası


Öğr. Gör. Dr. OKAN GÜLBAK

Tez Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Siyasal Bölümü, Türkiye

Tez Danışmanı: İlker Aktükün

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Özet:


Uluslararası İlişkiler yazınında, savaş, güvenlik ve dış politika çalışmaları; güvenliği, fiziksel güvenlik boyutuyla açıklayan ve sorgulayan rasyonel seçim yaklaşımı ve uluslararası ortamı dinamik ve değişken yapısına vurgu yapan inşacılık yaklaşımı ile alınmaktadır.  İlk yöntem güvenliği fiziksel alanla sınırlandırıp güvenliği ulaşılması gereken bir durum; güvenlikle ilgili diğer kavramları da sabit şekillerde tanımlamaktadır. İkinci yönteme göreyse, güvenlik durumsal bir mefhum değil; yaşayan, süregelen ve inşa edilen bir süreç olarak ifade edilmektedir. Dolayısıyla güvenlikle ilgili kavramlar sosyal ve inşa halinde olan dinamik kavramlar olarak tanımlanmaktadır. Örneğin, savaş ve barış kavramlar yalnızca sabit durumlar değil, aynı zamanda aktörlerin benimsediği ve süreç içerisinde inşa ettiği kimliklerdir. Dolayısıyla savaşçı ve barışçıl gibi kimlikler, aktörlerin çıkarlarını ve bu çıkarlar da eylemlerini belirlediğinden, güvenlik mefhumunu aktörlerin sosyal olarak inşa ettiği çıkar ve kimliklere göre belirlenmesini savunmaktadır. Dinamik olan bir uluslararası ortamda güvenliğe yön veren etmenlerin hayatta kalma ve beka sağlama gibi yalnızca sonuca yönelik hareket etmeyle açıklamanın yetersiz kalacağından hareketle ikinci yöntemi benimseyen bu çalışma, II. Dünya Savaşı’na giden süreçte ve savaş döneminde, mağlup olarak çözülen Osmanlı İmparatorluğu’nun ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ontolojik güvenlik arayışını, galip statüsünü hangi koşullarla sağladığını ve ne şekille sürdürdüğünü süreç odaklı bir perspektifle açıklamayı hedeflemektedir. 

Söz konusu çerçevede, süreç analizi yöntemiyle, Osmanlı İmparatorluğu’nun ardından kurulan Yeni Türkiye’nin ontolojik güvenlik arayışı, tesisi ve devamlılığı



1920-1945 yılları arasında gerçekleştirilen eylem ve söylemlerin takibi gerçekleştirilmiş ve nitel olarak incelenmiştir. Ontolojik Güvenlik Teorisi çerçevesinin



biyografik anlatı, rutinler ve düşünümsellik kavramlarından hareketle, bahse konu olan süreç, Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan 1930’lara kadar olan dönemde ontolojik güvenlik arayışına odaklanmıştır. Ardından kuruluşunun onuncu yılı olan 1933’ten savaş başlangıcına kadarki süreçte ontolojik güvenliğin tesisini ele almıştır. Son olarak da savaşın başladığı 1939’dan bitişine kadarki süreç, ontolojik güvenliğin devamlılığı şeklinde nitelendirilerek İkinci Dünya Savaşındaki politikaların, yeni bir varlık olarak doğan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varoluşsal devamlılık sağlamaya yönündeki kurucu politikasının uzantıları olduğu önermektedir. Bu bağlamda çalışma, Türkiye’nin Millî Mücadele ve Lozan Anlaşmasıyla başlatılan statü arayışında Yeni Türkiye biyografik anlatısıyla anlamlı bir çerçeve oluşturduğu, ontolojik güvenliğinin tesisini destekleyecek ve teritoryal belirlenimi sağlayacak diplomatik faaliyetlerde ve anlaşmalarda bulunup, bunu dış politik davranışı olarak rutinleşen pratiklere dönüştürdüğü ve böylelikle uluslararası sahada karşılaşılan belirsizliklerin üstesinden gelindiği sonucuna ulaşmıştır.