Sovyetler Birliği'nin dağılması sonrası kurulan Türk Cumhuriyetlerinin Türk dış politikasına etkisi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HÜSEYİN İNCİ

Danışman: ÖKE MİM KEMAL BÜLENT

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

II. Dünya Savaşı sonrası iki kutuplu dünya düzenine geçilmesiyle birlikte Türkiye gibi orta ölçekte kuvvete sahip ülkeler taraf seçmek zorunda kalmıştır. Bu durum Sovyet tehdidi ile uğraşan Türkiye'yi iyicil hegemon olan ABD'ye yanaşmaya zorlamıştır. Bundan sonraki süreçte de Türk dış politikası bu konumlandırmaya uygun olarak şekillenmiştir. SSCB'nin dağılması ile birlikte ise iki kutuplu düzen bozulmuştur. Türkiye ise bu hadiseyi ilk başta Batılı devletlerin gözüyle okumaya çalışmıştır. Türkiye'nin bu bölgelerde kurulan devletlerle tarihsel, dini ve kültürel bağlara sahip olması yanı sıra demokratik ve laik bir devlet olması ise onu bölge devletleri için bir rol model haline getirmiştir. Başlangıçta milli hassasiyetlerle yaklaşılmış ancak Sovyet sonrası dönemin belirsizliği onu temkinli olmaya itmiştir. Temkinli bekleyişin uzun sürmesi iç ve dış siyasette eleştirilere maruz kalsa da Türkiye'nin akılcı davrandığı söylenmelidir. Ne yazık ki altı Türk Cumhuriyeti ile de kurulan iyi ilişkiler Türkiye'nin 90'lı yıllar siyasetinin çalkantılı olması sebebiyle beklenen ivmelenmeyi yakalayamamış, Demirel ve Özal şahsındaki girişimlerle iktifa edilmiştir. Ancak yine de kardeş devletlerin bağımsızlık kazanmasının ardından jeostratejik açıdan Türk dış politikasının daha fazla seçeneğe sahip olduğu, uluslararası siyaset ve ortaklıklar bakımından avantajlı bir konuma geldiği söylenebilir.